Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yunus Emre'nin Kayusu Değül Redifli Şiiri Üzerine Bir Dil İncelemesi

      Dilin imkânlarından yeterince yararlanabilmiş şairlerin etkileyici ve kalıcı olduğu yaygın bir kanıdır. Büyük Türk şairi Yunus Emre’nin şiiri ses açısından incelenince onun anlam kadar sese de önem veren bir şair olduğu görülür. Sözü ve bu sözün ahengini, tesirini, gücünü açık, sade ve samimi bir şekilde anlatan Yunus Emre’yi orijinal yapan unsurlardan biri hiç şüphesiz sahip olduğu bu dil ve Üslûptur. Bu makalede ses tabakası, ahenk, ritim, ölçü ve üslûp gibi biçimi ilgilendiren hususlar vasıtasıyla Yunus Emre’nin “kayusu değül” redifli şiiri tahlil edilmeye çalışılmış, özellikle nüshalar arasındaki farklılık ve yanlış okumaların Yeni Eleştiri ile tespit edilebileceği anlaşılmıştır. Yeni Eleştiri, XX. yüzyılın başlarında İngiltere’de ortaya çıkan ve edebî eseri merkez alarak eserin anlamını “biçim”inde arayan çağdaş yorumlama yöntemlerinden biridir. Esas olarak şiiri inceleyen bu yönteme göre edebî eser kendi kendine yeterlidir, gerekli olan bütün veriler metnin kendisinde mevcu

Nef'i Hayatı Sanatı ve Eserleri

XVII. asrın ilk yarısında Dîvan şiirine heybetli bir söyleyiş kazandıran sanatkâr, büyük ahenk şâiri Nef’î’dir. Nef’î, devrinin şiir lisânına, zengin bir dış mûsikîsi vermeğe muvaffak olmuşdur. Nef’î’inin kaleminde şiir, kulaklarda uğultulu akisler uyandıran, tesirli bir ses sanatıdır. Onun kelime ve terkipleri, İmparatorluk Türk-çesi’nin, âhenge elverişli Türkçeleşmiş veyâ bilhassa Türk-lran Edebiyâtlarının şiir dilinde kullandıkları ortak kelime ve terkiplerdir. Ancak bu lisan unsurlarının bir nazım cümlesi meydana getirişinde, Türkçe söyleyişin sağlam ve vuzuhlu cümle yapısı, vardır, onun: gibi mısrâlarında ise, o devir için, sâde, tabiî bir dil, fakat hâlis şiiri ifâde bakımından üstün bir söyleyiş dikkate çarpar.

Hüseyin Rahmi Gürpınar Hakkında Bilgelir

 Türkiye’de romanı Hüseyin Rahmi Gürpınar başlatmamıştır, ama romanın tüm kitleler tarafından okunan ve sevilen bir edebiyat türü olmasında yazarın çok büyük bir payı vardır. Yazdığı romanlarda son derece gerçekçi karakterler çizen, halk ağzına yakın bir dil kullanan ve her zaman halkın ilgisini çekecek konuları bulup onları ustalıkla kaleme alan yazar. Türk romanının eskimeyen ve eskimeyecek yazarlarının başında gelir.

Namık Kemal hakkında bilgiler

Namık KEMAL (1840 – 1888)  Bir Tanzimat aydını olarak Türkiye’deki aydınlanma çağının öncülerinden olan Namık Kemal yazdığı şiirler, tiyatro oyunları ve romanlarla aslında “ulusal” bir edebiyatı başlatan yazarlardandır. Yapıtlarıyla; hak, adalet, özgürlük, millet, Millet Meclisi gibi kavramların önce aydınlar, sonra da halk katında yayılmasına büyük katkıda bulunmuştur. “Vatan Şairi” olarak anılan ve düşünceleriyle Atatürk başta olmak üzere, yeni Türkiye’yi kuran herkesi etkilemiş olan şair ve yazar Namık Kemal 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi bir Arnavut olan Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmed Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Namık Kemal dedesi Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmey

Fuzuli, Hayatı sanatı ve eserleri

"Leyla ve Mecnun", "Su Kasidesi", "Rind ve Zahid" ve "Sıhhat ve Maraz" gibi eserler kaleme alan 16'ncı yüzyıl divan şairi Fuzuli'nin vefatının üzerinden 465 yıl geçti. Gerçek adı Mehmed bin Süleyman olan şair hem "kendini ilgilendirmeyen işlere karışıp lüzumsuz sözler söyleyen kimse", hem de "yüce, üstün, erdemli" anlamına gelen Fuzuli mahlasıyla tanındı. Sadece şiiriyle değil felsefe, tıp, sosyoloji ve astronomi alanında verdiği eserlerle de dikkati çeken Fuzuli'nin 1480 dolaylarında Bağdat yakınlarında bulunan El-Hille'de dünyaya geldiği rivayet ediliyor. Irak'a yerleşmiş Oğuz Türklerinin Bayat boyundan olan şair, Irak'ta Türklüğün beşiği sayılan Kerkük bölgesi kültür ortamının yetiştirdiği bir değer oldu. Fuzuli'nin hayatı üzerinde çok az bilgimiz vardır. Nerede ve hangi yıl doğduğu kesin olarak belli değildir. Kaynakların çoğunda «Bağdat’h» (Latifi, Ahdi, Sam Mirza, Beyanı, Âşık Çelebi tezkirele

Cemil Meriç'in kaleminden: Ahmet Hamdi Tanpınar

                   Tanpınar’ın eserlerine dikkatle eğildim ve çok sevdim. Birçok noktalarda başka türlü düşündüm. Birçok noktalarda ayrılırız. Fakat sıcaklığıyla, dürüstlüğüyle, cesaretiyle, bahsini ilk defa söylemesiyle hayranlığımı mucib oldu. Tanışmak istedim. Müşterek dostlarımız vardı. Mesela İhsan Kongar. Felsefe hocası. Mesela Avni Yakalıoğlu. Onlar her akşam beraber kumar oynarlardı, kafa çekerlerdi vs. İkisinin de bana karşı çok büyük hürmeti vardı, muhabbeti vardı. “Ahmet Hamdi’yle tanıştırın. Kitabını okudum, beğendim” dedim. Verdikleri, cevap şu oldu: “Yok canım salağın biridir, sersem bir adamdır. Sen sevemezsin, rahatsız eder seni” dediler. Ahmet Hamdi çağdaşları için kötü kumar oynayan, kötü rakı içen, sıkıntılı bir adamdı. Ahmet Hamdi’nin şahsında sadece bu tarafları görüyorlardı. Hiçbiri Ahmet Hamdi’den tek satır okumamıştır. Her gece beraber kumar oynadığı, her gece beraber rakı içtiği adamlar Ahmet Hamdi’den tek satır okumamıştı ve Ahmet Hamdi hakkında verdikleri hük

Ahmet Ağaoğlu

  Cemil Meriç eserlerinde Türk aydınlarından Ahmet Ağaoğlu, Yunanistan’ a giderken iki gençle tanışıyor Miller*. Yunanlı talebeyi çok beğeniyor. Dünyadan kaybolduğunu sandığı insanca duygulara kavuşmak sevindiriyor romancıyı ve Yunanistan’ı görmeden âşık oluyor Yunanlılara. Türk talebeye gelince “Hiç hoşlanmadım ondan diyor, en kötü taraflarıyla Amerikan kafası. Hayat yokmuş Türkiye’de. Ne zaman olacak? diye sordum. Ne zaman bizde Amerika gibi, Almanya gibi olursak, dedi. Hayatı hayat yapan madde idi, makine idi, ona göre.” Sürgüne gider gibi yurduna dönen bu bahtsız delikanlı, uzun bir zincirin son halkalarından biri. Ne Avrupalı, ne Asyalı. Ne Fransız, ne Türk. Kopmuş ve bağlanamamış.